|
Ozonun bugüne kadar bildiğimiz ve sık sık üzerinde durduğumuz ana sayfada başlıklar halinde özetlenmiş faydalarının ötesinde sizleri bilgilendirmekte yarar gördüğüm çok önemli ve güncel konulardan söz etmek istiyorum. Örneğin bir Domuz Gribi bir Kırım-Kongo kanamalı hastalığı gibi giderek toplum sağlığımızı tehdit eden ve tedavilerinden çok korunma önlemlerinin ön plana çıktığı viral hastalıklardan ve bu konuda ozon terapisinin öneminden sözetmek gereğini duyuyorum.
Ozon gazı bugüne kadar bilinen en kuvvetli dezenfektan maddelerden biridir.
Özellikle direkt olarak uygulandığı taktirde antiviral anti bakteriyel, antimikotik ve intiprotozoal etkileri ile çok önemli kullanım alanları bulmuştur.
Bu özellikleri ile yukarıda saydığımız 2 ölümcül viral hastalıkta ozon terapisinin önemi giderek artmaktadır. Şöyle ki ozon gazının kanda kimyasal özelliğinin hemen değişmesi ile başlayan bir seri hücresel, hormonal ve enzimatik değişiklikler virusun çoğalmasını ve dokulara yerleşmesini engeller. Kişinin bağışıklığının yüksek düzeyde olması özellikle domuz gribi vakaları için çok önemlidir. Dikkat edilirse binlerce kişi bu hastalığa yakalandığı halde yaklaşık %1 vaka ölümle sonuçlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında bağışıklık sisteminin güçlü olması çok önem kazanmaktadır;
Çünkü ne kadar koruyucu önlem alırsak alalım virusun damlacık yoluyla yayılması, aşısının güvenle kullanılır olmaması ve toplumun henüz korunma kurallarına uyma bilincine kavuşmamış olması bizi bu hastalığa karşı savunmasız kılmaktadır.
Bağışıklığı güçlü olmayan kişiler bütün hastalara aynı tedavi uygulanmasına karşılık kaybedilmektedir. İşte burada ozon terapinin önemi ortaya çıkmaktadır; yapılan bir kür yani yaklaşık 10-12 seanslık bir ozon terapi ile kişilerin bağışıklık sistemini güçlendirmekteyiz.
Ozon gazından yararlanabileceğimiz bir diğer tehlikeli durumda ölümcül Kırım-Kongo kanamalı hastalığıdır. Yurdumuzda çok sayıda türü bulunan kenelerin hangisinin hastalığı taşımakta olduğunu anlamak imkansız gibi bir şeydir, uzmanlık ister. Önemli olan kenenin yapıştığını mümkün olan en kısa zamanda fark edip çıkarmaya çalışmadan en yakın sağlık merkezine ulaşmaktır. Buradaki kritik konu kenenin kan ve doku sıvılarını emmekte iken dışardan gelen uyarılarla (elle veya herhangi bir kimyasal madde yardımı ile) mide içeriğini kusma tehlikesidir. İşte virüs bu sırada insan vücuduna geçmektedir. Bizim burada ozon gazımızın önemli etkisi rol almalı ve hiçbir müdahalede bulunulmadan kenenin yapıştığı deri kısmının altı yüksek yoğunlukta ozon gazı ile infiltre edilmelidir. Bu takdirde virüsleri doku içine geçmeden yok etme ya da bariyer oluşturma ve geçişi engelleme prensibimiz hayat kurtarıcı olacaktır kanısındayım. O halde vurgulamak istediğim bu kişilerin en kısa zamanda bir ozon terapi merkezine ve akabinde en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmaları konusudur. Bu bir varsayımdan ibaret olup henüz deneysel olarak kanıtlanmış olmamakla beraber aklın yolu birdir ve şahsıma ait bu görüş konusunda ısrarlıyım. Çünkü kene sağlık kuruluşlarında çıkartılmış olsa da ölümlü vaka sayısı azımsanmayacak orandadır. Ozon gazı gibi lokal olarak antiviral etkisi kuvvetli bir ajana sahipsek neden bundan istifade etmeyelim diye düşünüyorum.
Prof. Dr. Atılay TAŞDELEN
|